| televizyon ve radyo programları |
|
Oynatıcıyı görebilmeniz için Flash Player yüklemeniz
gerekmektedir.
|
| cnnturk |
Badem yola iyi başladı 30 Kasım, 2005 10:11:00 (TSİ) - Deniz Batuk / cnnturk.com
Ayağı yere sağlam basan besteler, çoksesli vokaller, Karacaoğlan şiirleri, Aziz Nesin’den ‘Badem Ağacı’ ve huzurlarınızda beş arkadaşın oluşturduğu Badem topluluğu. Son ayların en heyecan verici pop-rock albümlerinden birine imza atan Badem elemanları yani Mustafa Kemal Öztürk, Barış Bahçeci, Doğaç Başaran, Emre Yıldız ve Mert Özdemir daha ilk denemede baştan sona keyifle, defalarca dinlenebilen bir çalışma yapmış. 'Kara Değil Mi', 'Sen Ağlama', 'Badem Ağacı', 'Sensiz Olmam', 'Her An Gitmeler Üzerine' gibi nitelikli parçaları ve MFÖ’vari tarzlarıyla 2005’in sonuna iyi bir çıkışla yetişen Badem üyeleri ilginç albümlerini cnnturk.com’a anlattı:...
|
| milliyet |
Rock bahçesindeki badem ağacı Murat Beşer
Badem'in kendi adını taşıyan
ilk albümünde melodik, ritmik, kolay akılda kalan, yormayan ama buruk bir hüzne,
dalgın bir düşünceye davetiye çıkarmayı ihmal etmeyen şarkılar bunlar. Toplumsal
açmazlara sıkışmış insan ilişkilerini duygusal bir enginlikte ele alan, aşk
acısı çeken insanın hallerini konu edinen modern dervişlerin dizeleri bunlar.
"Badem" albümü ile birlikte
yeni bir kentli aşık geleneği yaratıldığını söylemek oldukça abartılı olsa da,
insan ruhunun duygusal suretini dolambaçlı yollara gereksinim duymadan
sergileyen şarkılarıyla, "kent ozanlığı" kavramına taze bir soluk getirdiklerini
telaffuz etmek mümkün.
Bağlı oldukları plak şirketi
Badem'i "Türkçe pop rock'a Badem tadı geldi" sloganı ile çıkardı. Türkçe popun
müzik, şarkı sözleri ve içerik konusunda insanlık namına yerlerde süründüğü
zamanlar için, Türkçe pop rock'a Karacaoğlan eliyle insan sevgisi geldi demek,
daha doğru ve anlamlı olurdu.
|
| akbank exi |
exi26 ile yapılan röportaj
Albüm çıkalı da bir hayli oldu... Grup olarak albüm çıkarmanız da uzun zaman aldı, pişmeyi beklediniz herhalde?
Aslında 97 yılından itibaren aslında aklımızda albüm vardı, kurulduğumuz yılın tam hatırlayamayacağım bir iki ay sonrasında bir konser vermiştik, daha vokal topluluğuyken yani üç kişiyken. Onda bir albüm teklifi gelmişti bize zaten. Fakat o zaman hazır hissetmiyorduk, üç bestemiz vardı zaten. Daha sonrasında gerçekten gelişmeyi bekledik, sanırım beş sene kadarı böyle geçti ama beş sene sonrasında artık yavaş yavaş kendimizi sunmayı çok ciddi bir şekilde sunmayı düşünmeye başlamıştık. 2001-2002 yılları civarı çok ciddi çalışmaya başladık. Fakat o zamanki ekonomik sıkıntılarla müzik piyasasının durgunluğu nedeniyle bazı yapabileceğimiz anlaşmaları yapamadık. Bu şansızlık gibi görülse de bir yandan bizim şansımız da oldu aslında. Son üç yıl içerisinde bu iş tam olarak nasıl yapılır daha da çok öğrenebildik, kendimizi daha çok geliştirdik, o süre sonunda da Sony ile yollarımız kesişti bir de bizim kurduğumuz Taşoda firması ile beraber. Bu iki firmanın ortak çalışması sonucunda Badem albümü çıktı. Şöyle bir şey de çok hoş olurdu: dokuz sene önce bir albüm yapmış olup şu an beşinci altıncıyı yapıyor olabilirdik. Sanırım en azından yapacağımız ilk birkaç albüm içimize sinmeyecekti. Şu an içimize sinen bir iş yaptık, klişe bir sözdür ama, ufak tefek şurasını şöyle yapabilirdik dediğimiz yerler de olsa da en azından ilk albümde olan bir dolu özrümüz olmadı. Dinleyenler de zaten ilk albüm gibi değil de yıllardır var olan bir grubun albümü gibi algılıyorlar. Çok olgun eleştiriler geldi, o anlamda doğru bir iş yaptığımıza inanıyoruz aslında. ....
|
| Hürriyet Ebru Çapa |
Var mı bu álemde Badem'i sevmeyen bir tek kadın?
Enteresan...
Son hafta içinde üç ayrı kuşaktan, üç ayrı
hatundan aynı cümleyi duydum. (Yazıyı ‘gökten üç elma düşmüş' muhabbetiyle
bağlamasak bari!!!)
Aynı şefkatli ses tonu ve aynı ‘şirin bebecik
kartpostalı görmüş kadın' mimikrisiyle (Bilirsiniz...) tıpıtıpına aynı cümleyi
kurdular: ‘Ne'şşşekkkerrr çocuklar!'
|
|